|
17 Mayıs 2012 Perşembe
› EĞİTİM› EKONOMİ FİNANS› EMLAK› Haber SiteleriHollywood'a Bu Filmi Kim Çektirtmedi?Hollywood belki de günah çıkartmak için "Gece Yarısı Ekspresi" ile kirlenen imajını temizleyecek bir projeye imza atabilirdi. Ama yazarın ifadesine göre bu projeyi bazı diplomatlar engelledi.
Emir kıvırcık'ın dünyada büyük yankı uyandıran Büyükelçi kitabının Hollywood'la ilgili bölümleri eklenerek genişletilmiş ikinci baskı okurlarla Timaş yayınevinden buluştu.
Hitler'e karşı çıkma cesaretini gösteren, 20 bine yakın Yahudi'nin hayatını kurtaran Büyükelçi kitabında o dönemin Türkiye Büyükelçisi Behiç Erkin'in verdiği mücadele anlatılıyor. II. Dünya Savaşı, Fransa, Bir tarafta Nazi Almanya'sı ve Hitler, diğer tarafta Türkiye Cumhuriyeti Büyükelçisi Behiç Erkin. Bir tarafta insanlığını unutan Naziler, diğer tarafta insanlığını hiçbir zaman unutmamış bir avuç Türk diplomatı, bir tarafta Hitler'in “Nihai Çözüm” söylemi, diğer tarafta “ülkemde din, dil, ırk ayrımı yoktur” anlayışı. Bir insanlık dersini dünyaya duyurma iddiası olan bu kitap, Hitler'in Nazi Almanya'sına kafa tutan bir Osmanlı subayı, Çanakkale Harbi komutanı ve Kurtuluş Savaşı kahramanı olan Müslüman bir insanın, kahraman bir ruhun, Cumhuriyet'in kurucularından biri olan Behiç Bey'in hikâyesidir. Sizi kendi dilinizden kısaca tanıyabilir miyiz? Hayatta hedefleri olan ve ülkesi için, insanı için kalıcı şeyler yapmaya çalışan bir insanım. 45 yaşındayım, 2 evlat babasıyım ve Allah’ın büyük bir lütfu olduğuna inandığım bu toprakların aşığıyım. Öncelikle Büyükelçi kitabı çok ses getirdi, bunun sebebi sizce nedir? Birincisi gerçek bir hikâye olması, ikincisi tarihin tozlu sayfalarında gizli kalmış kültürümüzün ve inancımızın güzelliklerini gün ışığına çıkarması, üçüncüsü insanlarımızın değerlerine sahip çıkma arzusu. Bu kitap bir insanın ömrü boyunca unutmayacağı bir gerçek hikâyeyi anlatması itibarı ile okuyucularda derin bir etki bırakıyor. Behiç Bey’in bir başka özelliği de var sanırım? II. Dünya Savaşı’ndaki Fransa’daki Büyükelçimizin tam 6 madalyalı bir Çanakkale Harbi kahramanı ve İstiklal Madalyalı bir Kurtuluş Savaşı komutanı olması da, insanları kitaba ve Behiç Bey’e bağlayan bir diğer özellik. Sizce bu kitabın film çekiminin istenmesi, kitabın tüm dünyada ses getirdiğini gösteriyor, filmle ilgili sizinle herhangi bir görüşme oldu mu? Gazeteci Hıncal Uluç’unda kitapla ilgili önemli bir tespiti de var, ondan da bahseder misiniz? Gazeteci Yazar Hıncal Uluç’un çok doğru iki tespiti var: 1- Dünyadaki en önemli tanıtım silahı, propaganda aracı Hollywood 2- Schindler List filmi 1200 yahudiyi kendi ticari menfaati için fabrikasında çalıştırdığından soykırıma uğramıyorlar. Bu adamın hikâyesi destansı bir film yapılıp 7 Oscar 61 uluslar arası ödül kazanıyor, Behiç Bey Schindler’in kurtardığının 15 katı kadar insanı sadece ve sadece insaniyet adına kurtarıyor ve biz bunu bile duyurmayı beceremiyoruz. Evet, kitabımı Hollywood filmi yapmak için Disney Stüdyolarında yıllarca Başkan Yardımcılığı yapmış ve şu anda kendi stüdyosu olan bir yapımcı Amerika’da yaşayan Mehmet Çelebi isimli bir Türk tarafından bana tanıştırıldı. Önce eski Washinton Büyükelçimiz Nabi Şensoy’u makamında ziyaret ederek kitabımda yazılanların doğru olduğunun teyidini ondan alan, daha sonra Ankara’ya kadar gelip dönemin Dışişleri Bakanı Sayın Abdullah GÜL ile bazı Dışişleri mensuplarının da hazır bulunduğu ve tam 2 saat süren bir toplantı gerçekleştirdi. Toplantıda konuşulabilecek her detay konuşuldu. Hatta Brad Epstein “Emir bey doğru söylüyor, bu filmi çekersek tüm Oscar ödüllerine aday oluruz ve yarısını da kazanabiliriz” diyerek, benim yıllarca dile getirdiğim bir inancımı herkesin önünde teyit etmiş oldu ve bunun nasıl gerçekleşeceğini de detayları ile anlattı. İnanılmaz olumlu geçti toplantı. Özellikle bakış açısı Türkiye'nin öneminin dünya da dile getirilmesi... Yani özellikle Gece Yarısı Ekspresi filminden sonra böyle bir filmin çekilecek olmasını nasıl yorumluyorsunuz? Maalesef filmin çekilmesini bazı diplomatlar engelledi. Dolayısı ile benim Gece Yarısı Ekspresi filminin ülkemiz ve insanımız hakkında 30 yıldır yaptığı tahribatı tarihe gömme projemde Dışişleri’nin tozlu raflarına kaldırıldı. Dünya kamuoyunu etkileyecek böyle dev bir proje yerine bir belgesel çektirmeyi tercih ettiler. Belgesel çekenler de benden cüzamlıymışım gibi uzak duruyorlar ki, bana telif hakkı ödemek zorunda kalmayıp maksimum para kazansınlar diye. Yani dünya çapında etki yaratabilecek bir proje küçük hesap yapanların elinde bir cüce olacak. Dağ fare doğuracak. Ama Türkiye gerçeği bu değil mi zaten? Meyve veren ağaç taşlanır, doğruyu söyleyen dokuz köyden kovulur bizim atasözlerimiz değil mi? Bir de işin içine maddi karlılık girerse! Sırada hangi kitap veya kitaplarınız var? Daha doğrusu gündeminizde kitap yazmak için hangi konular var desek neler söylenebilir? Ağustos ayında Büyük Taarruz’un hiç bilinmeyen bir kahramanlık destanı olan “Muin-i Zafer” isimli kitabım çıkacak. Çok ses getireceğine inandığım gölgede kalmış çok büyük bir destanı ve kahramanlarını tarihin tozlu sayfalarından gün ışığına çıkaracağım. Mili Mücadele Hükümeti’nin Büyük Taarruz başladığı dakikalarda telgraf çekerek “Allahtan sonra kahraman ordumuzun yegane muin-i zaferi sizsiniz!” dediği kişileri sizlere tanıtacağım. Kasım ayında Avrupa Birliği ile ilgili bir kitabım yaınlanacak. Mart ayında ise Çanakkale Harbi’nin bugüne kadar hiç yazılmamış, hiç bilinmeyen, ilk defa kaleme alınacak ,sayın Turgut Özakman’ın deyimi ile “lojistik mucizesini” anlatan müthiş bir eseri çıkartacağım Türkiye'de yazar olmak nasıl bir duygu sizce? Özellikle ilkokuldan itibaren yazma teşvik edilmeli ama tam tersi yapılıyor sanırım? Ne dersiniz? Yazar olmak nefis bir duygu, Türkiye’de yazar olmak ise olmamakla eşit anlamda. 70 küsur milyonluk ülkede o kadar az kitap okunuyor ki, yazarlar bir nevi Don Kişot gibi! Özellikle tarih kitaplarında inanılmaz değerli kitaplar çıkıyor, tarihimizin dev hazinesi kitaplara bürünüp insanlarımıza sunuluyor ama kaç kişi okuyor! Yazık! Ecdadımıza yazık, atalarımıza yazık, bu topraklara emeğini, alın terini, kanını, canını vermiş milyonlara yazık. Ama durmak yok, doğru olanı yapmaya devam, yazacağız, bir kişi bile okusa bir şey öğrense bir kazançtır. Okullarda kesinlikle öğrenciler yazmaya teşvik edilmeli, hatta tez yazar gibi her dönem bir konu üzerinde araştırma yapıp tez yazması istenmeli. Geleceğimize büyük bir yatırım olur. Bizde ne derse kabul edilebilir bir anlayış var yani araştırma yok, bu konuda gençlerimizi nasıl araştırmaya sevk edebiliriz? Araştırmayı teşvik için neler yapılmalı? Konular çok ilginç olaylar seçilmeli ki, talebeler sıkılmadan yapabilsin, İstanbul’un fethi, Viyana Kuşatması, 1492 II. Beyazıt’ın insanlık tarihine attığı eşsiz imza, Kanuni Sultan Süleyman, IV. Murat, II. Mahmut, Kapitülasyonlar, 1856 Kırım Harbi, Duyunu Umumiye, Ermeni Meselesi, İttihat ve Terakki, Tanzimat, Çanakkale Harbi, İstiklal Harbi… Daha yüzlerce birbirinden ilginç kişi ve konu, öğretmenlerimizin elinde iki hazine var, işlenmeye hazır genç beyinler ve tarihimiz! Tek yapmaları gereken doğru kıvamdabu ikisini buluşturmak. Yapılabilir mi, elbette. Yapılmalı mı, kesinlikle! Sizce Türkiye'nin yazılmamış birçok tarihi gerçekleri var... Her yıl milyonlarca dolar Türkiye'nin tanıtımı için harcama yapılıyor ama. Sizin yazdığınız gibi önemli kitaplar yazan değerli yazarlarımız sanırım yeterince desteklenmiyor, değil mi? Bu konu da neler söylenebilir? Sayın Ali Babacan Dışişleri Bakanı iken Washington’da gerçekleşen bir toplantımızda ki, bu toplantıya Sayın Ahmet Davutoğlu ve Sayın Zergun Korutürk’te katılmışlardır, Türkiye tanıtım bütçesinin 100 milyon dolar olduğu bizzat Sayın Babacan tarafından bizlere söylendi. Maalesef Türkiye mesela son 10 yılda 1 milyar dolar tanıtım bütçesi harcadığı halde yurt dışında sorsak Türkiye’nin harcadığı bu paranın karşılığında dünya kamuoyunu büyük ölçekte etkileyen ve kalıcı olan, etkilemeye devam eden kaç projemizi hatırlar yabancılar acaba? Yükleniyor...
İLGİLİ HABERLER
|
|